-
2
28
Oc
(Kaynak: sinirellaa)
-
2
14
Oc[Flash 9 is required to listen to audio.] -
25
14
Oc
(Kaynak: sinirellaa)
-
11
9
Oc[Flash 9 is required to listen to audio.]
And now I don’t know why
She wouldn’t say goodbye
But then it seems that I
Had seen it in her eyes
Though it might not be wise
I’d still have to try
With all the love I have inside
I can’t deny
I just can’t let it die
‘Cause her heart’s just like mine
And she holds her pain inside
So if you ask me why
She wouldn’t say goodbye
And I know somewhere inside
There is a special light still shining bright
And even on the darkest night
She can’t deny
So if she’s somewhere near me
I hope to God she hears me
There’s no one else
Could ever make me feel
I’m so aliveI hoped she’d never leave me
Please God, You must believe me
I’ve searched the universe
And found myself
Within her eyes
No matter how I try
They say it’s all a lie
So what’s the use of my
Of passions that won’t die
In my heart
So if she’s somewhere near me
I hope to God she hears me
There’s no one else
Could ever make me feel
I’m so alive
I hoped she’d never leave me
Please God, You must believe me
I’ve searched the universe
And found myself
Within her eyes
So if she’s somewhere near me
I hope to God she hears me
There’s no one else
Could ever make me feel
I’m so alive
I hoped she’d never leave me
Please God, You must believe me
I’ve searched the universe
And found myself
Within her eyes
And now I don’t know why
She wouldn’t say goodbye
It just might be that I
Had seen it in her eyes
And now it seems that I
Gave up my ghost of pride
I’ll never say goodbye -
5011
8
Oc
(Kaynak: falllyn, glamorouslyfe gönderdi)
-
35
7
Oc
Bi sandalye çek
ve otur..(Kaynak: sinirellaa)
-
18
3
Oc -
17
3
OcPara her şey değildir. Tek şeydir.
Günün getirdiği noktada bilinçaltımız; mutluluğun reçetesinin para olduğuna dair onlarca dış etkenin tacizine uğramakta iken insanların para için her şeyi yapabilecek noktaya gelmesini çok garipsemiyorum.
Gerek görsel gerek yazılı medyada, gerek eğitim alınan kurumların tümünde akademisyen adı verilen insanlardan dahi, gerekse ebeveyn ve bilumum sülale üyesi tarafından ilkokula başlayan bünyenin yüksek dozda para getiren bir meslek sahibi olması gerektiğine dair tecavüz başlıyor.
Bir başarı öyküsü olarak anlatılan yüzlerce hikayenin hepsinde ya bir ceo, ya da gübrenin içinden çıkıp bugün altın musluklardan akan suda yıkanan zenginleri görüyoruz.
Bu bahsi geçen kişiler ve olaylar tecavüz kısmı, magazin ise bu tabloda porno figürü. Son yılların gözümüze soktuğu Acun’un çıkıp:” erkekler paramı kıskanıyorlar o yüzden beni çok sevmiyorlar” açıklamasını yapması birçok şeyi anlatıyor aslında. Paranın yalnızca sahip olunduğunda yani kullanılmadan dahi getirdiği imkanlar o kadar çok ki insanların kıskandığı bu imkanlar olsa gerek. Malikanelerde yaşayan iş adamlarının araba koleksiyonları..
Uç örnekleri geçelim. Herkesin elinin altındaki facebook. Fotoğraf albümleri ego törpülerinden başka bir şey değil. Her yeni albüm yeni bir hayat. Türkiye’de çekilse yüzüne bakılmayacak fotoğrafların maddi olanaklara göre; gidilen her şehir veya ülkede çekildiği zaman onlarcasının paylaşılması. İlişkilerin en güzelini yaşadığını, yemeklerin en güzelini en güzel yerde yediğini, okulların en güzelinde okuduğunu kendine inandırmaya çalışan insan siluetleri.Profesyonel fotoğraf makinalarının tüketiminin bu kadar artması da bunun bir sonucu değil mi? Üstelik mobil paylaşımlarda telefonun markasını dahi gösteren bir facebook.
Pompala pompalayabildiğin kadar.

Pompa demişken. Pompaya devam sloganıyla hayatımıza giren kaybedenler kulübünde kafa kıran felsefeler, yalnızlık öyküleri.. Ben gibi birçoğumuzun hayatını derinden etkilemiştir eminim. Ancak filmde karakterlerin para sıkıntısı olmadığına dikkat ettiniz mi? Sıkıntı bir kenara para içinde yüzüyorlar.
Adamın biri bir kağıt basıp ona bir değer biçiyor ve insanların sevdikleri için dilediği şeylerin başında bu kağıt geliyor. “yeni yılda bol para diliyorum” vs.
Mutlu olun, çok değil.

-
29
AraVar öyle bi konu
aslında bu konu hep var.
ilahi sen de!
ilahi güçlerden ziyade, ilahlaştırılmaya çalışılan “önceliklerin” nasıl da, dini “soysuzlaştıran” bir kesime ait olduğunu görmezden mi geliyorsun?
buyurun buradan yakalım o halde…
bulaşıcı hastalıkların, iç savaşların, futbol maçlarının, siyasi atışmaların, televizyon dizilerinin bir adım önde olduğu şu “düzen”(sizlik)de beynin nasıl uyuştuğunu düşünüyorum ben.
sen artık düşünebiliyor musun? düşünmenin nasıl bir şey olduğunu hatırlıyor musun?
derme çatma günlerin, derdin tasanın, sorumlulukların, kaygıların, erken büyümek zorunda kalmanın ne demek olduğunu bilmeden; yaşamaya sadece eğlencelik vakitler olarak bakarken, sen bu ülkede insanların gerçekten insan olduğunu mu düşünüyorsun? ya da bunun için kafa mı yoruyorsun? yorulma o halde…
suçu, cezanın hükmüne aldırmadan, yapmak zorunda kalan zatların; insana suçlu, suçluya insan dedikleri sistemin içinde kepenk kapatması gibi cezanın suçluya dayattığı bir gerçeklik aradığımız.
hem bazen “suçluyu kazırsın insan çıkar, insanı kazırsın suçlu çıkar.”
ama ben sana yine de…
keyfine bak demiyorum, bak bizim keyfimize. hatta bakma gör.
şimdi bu ülkede, mutluluk…
artık bir saatin “doksan dakika” olduğunu düşünüp hatta yürürlüğe sokan zihinlerin, “aman tek eğlencemiz budur bizim”in arkasına sakladıkları işsizliğin, şiddetin, ah tabi adalet!in ve nice lanetin doksan dakikalık bir sürede bir nebze unutulmasının rahatıdır belki.
şimdi mutluluk…
“şişede durduğu gibi durmaz kardeş” akar gider. bir süreliğine. narkoz gibi. tek gecelik. illa dökülmek ister yaş, illa akmak ister kan, illa içilmek ister rakı. e bu da bardağın hakkı. hem ben demedim mi sana…“sıvılar sıkıştırılamaz.” diye. yalanım yok, özü bu…
umudu noksan duaları, yine de etmek için yer arıyorsan bu ülkede, beş vakite sığdırılan yalanların, samimiyet yoksunu vaatlerin asla tutulamamasının nedeni, şöyle içten havaya kalkmamış ellerin namaz’ın “dua etmek” anlamına geldiğini unutanların önümüze din diye sürdükleri yemektir. tabldot usulüdür. kuralları vardır. limiti vardır. inanmanın ölçütü vardır. onlar diyollar, ben demedim.
ikiyüzlü tanrılar diye isyan ederken, unuttuğun tek bir şey var üstelik. belki tanrı’nın da yükseklik korkusu vardır. ondan bakamıyordur tam anlamıyla olanlara, bitenlere. olup bitince de iş işten geçiyordur muhtemelen. çünkü eğer gözucuyla bakılıyorsa bu dünyanın siktiğim düzenine ancak öyle affedilebilir tanrı ve ancak öyle anlayış gösterilebilir yaşanan tüm absürtlüklere…
şimdi (u)mut’luluk…
elinle eşelediğin toprağa gömdüğün göbek bağındadır. çünkü orada umut vardır. doğuştan kaybetmiş bir toplumun, okullu olma çabasıyla, doğduğu anı göbek bağına yükleyen, bu sorumluluğu kurumuş bir et parçasına dayatan geleneklerin; pek “yüksek”okulların bahçelerine bağımsız gömen gelecekleridir. ve gelecek neyse ki doğuştan gelecek zamanlıdır.
bak eş zamanlı kaybediyoruz biz. çift dikiş gidiyoruz. dikildikçe sökülen hiç gelmeyecek olan geleceğimizle…
bu ülke ve bunun gibilerde mutluluğu cebindeki delikle ararsın. haklarını aramayı unuttuğun gibi insan haklarının da mahkeme kararıyla erimişimi engellenmiştir zaten. hakkı müdafa sayılmaz yaptığımız. yine de hak getire bizim defolu umutlarımız var. sadece savaşmayı gözlerimizin ardına saklıyoruz savaşı gözümüzün içine soksalar da…
şimdi teşvik de edildin ya düşünmeye, düşünüyorsun! o halde sıçtın kardeş. zira doğduğumuz andan itibaren zincire vurulmuş olarak yaşıyoruz biz.
gayret et güzelim düşünmekten aşınır belki prangalar. mutluluğa hasretten eskimesin de…
sesi biraz açmak lazım şimdi. iyi söylüyor çünkü hatun…
“ birileri var, birileri var, birileri yine sarhoooş…
birileri yaz, birileri kış, birileri önce…
birileri bize apaçık, birileri pişmaaan, birileri bize çok acı getir-di-ler.
birileri farkında, birileri fark etmedi, birileri sağ, birileri sol, birileri fark etmedi…
o da bunu görmedi, bu da sana hiç yetmedi…
üçgen gezegenleri, meşru cinayetleri, yine onu vurdular, yine ona bam…
yine geri sar, yine sarhoş, yine benden uzak kalmış.
beni terk etmedi, beni bırakıp gitmedi…
bir yanı tura, bir yanı yazı, bir yanı da bana kalmış…
yine ona ne güzel seslendiler…
yine gözü apaçık, gözleri apaçık, birileri bize çok acı çek-tir-di-ler…”ekşi sözlükten alıntıdır.
-
311
28
Ara
(Kaynak: sibelboz, bambaskabidunya gönderdi)
-
13
28
Ara -
26
28
Ara -
1
28
Ara
Michael C. Hall as Dexter (Season 6, episode 9) - Photo: Randy Tepper/Showtime
-
2
28
AraMaria Mena - Just Hold Me (MariaMenaVEVO tarafından)
-
1
28
AraMuse - Blackout (Live at Milan)
(Kaynak: youtube.com)
